Gülbahar Gürbüz

” MT Gözüyle 🙂 ”

Türkiye’nin lider çağrı merkezlerinden birinde müşteri temsilcisi olarak çalışma hayatına başlayan ve kariyer basamaklarını tırmandıktan sonra mesleğini icra etme şansı yakalayan bir İK’cı olarak, İnsan Kaynaklarının (pardon İnsan Kaymakları mı desem 🙂  Müşteri Temsilcisi gözüyle nasıl göründüğünü az çok bilirim 🙂

İK’cılarla ilgili Müşteri Temsilcilerinin kendi aralarında yaptığı tatlı birkaç söylemden paylaşımda bulunmak istiyorum:

“İnsan Kaynakları da hep molada canım, bilgisayarı elinde gezip duruyorlar…”

“Yaptıkları iş çok da zor olmasa gerek; sadece birilerine akıl veriyorlar…”

“Ne var ki canım, ben de birilerini işe alabilirim! Sadece birkaç sorudan ibaret… Hem ellerinde soracakları sorular da hazır, kağıttan okuyorlar, ne olacak ki yani adayların içinden en şanslı olanını seçerim….”

“Eğitmenlerimiz o kadar tatlılar ki, motivasyonları da hep yüksek… Her eğitim sonrası kariyer hedefim Eğitmen olmakla Takım Lideri olmak arasında gidip geliyor…”

“Kariyer demişken, bir de performansı yüksek olanlara birkaç test yapıyorlarmış ve sonrasında Eğitmen, Takım Lideri gibi pozisyonlara geçilebiliyormuş. İK’cılar “role play” mi ne diyorlar, adaylara ondan yapıyorlarmış, ne güzel tiyatro izlemek gibi bir şey sanırım…”

“Maaşları da İK’cılar hesaplıyor ya, kesin en yüksek maaşı kendileri alıyordur… Bu arada maaşım yattı, yıl sonu diye yine fazla mı kesmişler maaşımdan… Yıl sonunda vergi artıyor diyorlardı; ama ben yine de itiraz edeyim bir öğreneyim…”

“Mail geldi, yine güzel bir etkinlik var, İK ekibi de ne kadar şanslı, etkinlik hazırlarken ne de çok eğleniyorlar… off off keşke ben de İK’cı olsam 🙂 ”

Her meslek alanında olduğu gibi İnsan Kaynakları’nda da buzdağının görünmeyen kısımları vardır. Hatta görünen kısmındaki yansımalar da yanıltıcı olabilir. Müşteri Temsilcisi gözüyle her anlamda iş hayatları mükemmel görünen İK’cıların da yaşadığı birçok zorluk vardır; tutmayan hedefler, yaşanan olumsuzluklar, çalışan ve işveren arasında zorlu bir köprü görevinde olma, hukuki süreçlerin verdiği sorumluluklar gibi daha birçoğu sayılabilir…

Yazımı bitirirken şunu belirtmek isterim; hangi mesleği yapıyorsak yapalım, işin içine girmeden, mesleki tabirle “o gömleği giymeden” maalesef tüm dinamikleri görme şansımız olmuyor. Empati yeteneğimiz ne kadar iyi olursa olsun, ancak deneyimlediğimiz zaman o işi gerçekten anlayabiliriz…